BEGÜM
Aralık 10, 2019
LAVANTA TARLASI GEZİSİ
Mart 29, 2020

Bugün Mısırlı doktorlardan oluşan çok sevimli bir grubu Büyükada’ya götürdüm. Mısırlıları çok severim; benim karşılaştıklarım çok sevimli, özel insanlardı, bana da hep iyilikleri dokunmuştur. Hep gülümserler, İngilizce konuşurkenki aksanları da çok sevimlidir ayrıca, bıcır bıcır birşeyler anlatırlar. Aslında herkes kimyasının tuttuğu insanları seviyor  ve her konuda herkesin deneyimi farklı olabiliyor, bunu niye söylüyorum: Mısırlılar hakkında dünyanın farklı yerlerinden, farklı kültürlerden gelen insanlardan o kadar olumsuz şeyler duydum ki.. Mesela Norveçli bir kadın, yıllar evvel beş yaşındaki oğluyla oraya gittiği zaman “Yolda yürürken herkes bana dokunuyordu” dedi, sokakta çarşıda pazarda içeri çağırırken hep saçına başına kollarına dokunuyorlarmış. Bir İskandinav için kişisel alanın ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatayım: Mesela sıraya girince birbirleriyle aralarında üç karış mesafe bırakırlar. Çok rahatsız olmuş, oğlu bile sürekli kendisine “Anne sana neden herkes dokunuyor? Gidelim burdan.” diye ağlıyormuş. Hadi bu kadın İskandinavyalı, aynı şekilde Faslı bir adam “Mısıra gittiğimde benim yanımda sürekli karıma laf atıyorlardı.” dedi. En sonunda bizdeki Müslüman mantığıyla konuşmuş, “Kardeşim sizin karınız ananız bacınız yok mu, size böyle yapsalar iyi olur mu, bir de Müslüman olacaksınız” diye çıkışmış. Bunları Fransızca anlattı ama birebir bu sözlerin çevirisini söyledi, ne de olsa Müslüman kültürü. Ben hiç Mısır’a gitmedim, kendi izlenimim ne olur bilmiyorum. Fakat burdan bakınca hepsi çok sevimli görünüyor.

Dönüş yolunda grup başkanı olan kimyager beyle sohbet ettik. Meğerse çalıştığı ilaç firmasında satış mümessiliymiş. Hani bizde ilaç firmaları doktorları kendi ilaçlarını yazmaları karşılığında alıp seyahatlere götürüyor ya, aynı iğrençlik Mısırda da varmış. Dürüst doktorları tenzih ederek, Türkiye’deki doktor ve ilaç şirketi ilişkilerini araştırmanızı tavsiye ederim. Neyse, bu bey işinin çok stresli olduğunu söyledi. Stresten gastrit olmuş. “Mesela devlet memurları hep yatıyor. Oh ne güzel.” dedi. E sen de olsaydın, niye özel sektörde çalışıyorsun?” dediğimde “Bizde devlet memuru olmak için şeye ihtiyaç var” dedi, İngilizce “torpil” kelimesinin karşılığını düşündü, bulamayınca dişlerini gösterek güldü. “Anladım seni kardeş. Aynı şey bizde de var. Rahat ol.” dedim. Bu sefer iki Ortadoğulu karşılıklı olarak pis pis sırıttık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir