PARFÜM
Aralık 4, 2019
AYVA
Aralık 6, 2019

Dört kişilik sevimli bir aileyle yaptığımız Anadolu turunun Bodrum-Antalya etabına geldik. Sabah bizi Bodrum’dan alıp orada üç gün gezdirecek olan şöförü ilk gördüğümde adamda nasıl desem bilimiyorum, derinlikli bir hüzün gördüm. Yola koyulunca da mola yerinde ayağının aksadığını farkettim. Yol hali herkes birbiriyle sohbet eder, biz de başladık evli misin çocuğun var mı sohbetlerine. Kırk yaşlarındaki bu bey hiç evlenmemiş, on sene önce geçirdiği büyük bir kazanın psikolojisini bozduğunu söyledi. Kazayı anlattı; bu bey motoruyla kavşakta kırmızı ışıkta beklerken, yeşil yanınca motoru hareket ettirmiş. Yandan arabayla gelen dingil ise kendisine yanan kırmızı ışıkta geçmek yerine yüz kilometre hızla geçince bizimkine çarpıp motoruyla birlikte metrelerce savurmuş. Kendisi bu gün bile kaza anını hatırlamıyor, aklında en son kırmızıda beklediği an var. “Metrelerce havalanıp düştükten sonra beni hastaneye götürüp bacağımı kestiler” dedi, önce yanlış duyduğumu zannedip “Nasıl?” dedim. “Bacağımı kestiler” diye tekrarladı. Sol bacağının dizden aşağısı protezmiş.

İnsan hep kendini düşünen bir varlık, bu durumda ilk aklıma gelen “Nasıl yani bacağının yarısı yok ama şoförümüz müsün?” oldu, “Güvende miyiz” “Ben bunu müşteriye nasıl açıklarım?” “Bu yasal mı?” soruları aklıma ardarda geldi. Başına böyle bir olay gelmiş bir insanı kırmamak aksine desteklemek lazım ama “Acaba şoförlük senin için ideal meslek olmayabilir mi?” cümlesini mümkün olduğunca kibarlaştırarak sormaktan geri duramadım. “Ben şoförlükten başka meslek bilmiyorum” deyince söyleyecek bir şey kalmadı. Gezdirdiğim aile de sonradan şöförün aksadığını fark etmiş, “Nesi var?” diye sordular, bir bacağı protezmiş desem zaten pimpirikli olan bu insanların yüreğine inecek, “Bir kaza geçirmiş o yüzden” dedim.

Allah için kendisinin şöförlüğünde hiçbir kusur yoktu. Fakat bu kaza ruh durumunu üzerinden on yıl geçse de fena etkilemiş, dünyada değildi sanki; sürekli dalgındı, içi bizimle değildi. Adam ruhen de dağılmış gibiydi, Allah hepimize yardım etsin.

Kaza sonrası yaşadıkları da çok anlamlıymış: Bacağı kesildikten sonra hastanede hemşire “Dikkat edin, hemen değil ama bir iki sene içinde çıkabilir böyle olayların etkisi” demiş. Hakikaten de öyle oldu dedi. Kazadan bir buçuk yıl sonra bir gün evlerinin terasında oturuyorken sokaktan neşeyle geçen bir çift görmüş, “O anda film koptu” dedi. “Ben niye bu haldeyim reva mıdır?” diyerek kendini aşağı atmaya teşebbüs etmiş. Tam o sırada babası omzundan yakalamış “Bak sen ayaktasın ne güzel, ne halde olanlar var, en azından yatağa bağlı değilsin” diye kendisini teselli etmiş. Sonra doktoru “Bak şükret ki senin diz kapağın var, diz kapağın olmasaydı en ufak tümsekte bacağını ellerinle alıp koyman gerekirdi.” diye cesaretlendirmiş bizimkini. O da bu sözleri dinleyip hayata devam etmeyi seçmiş. “Bugünümüze çok şükür” derler ya eskiler, hep onu hatırladım o bunları anlattıkça. Gün gelir de diz kapağınızın olduğunuza şükrettirir hayat..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir